10 Şubat 2009 Salı

Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi Hakkında...

-spoiler içerir-



Uzun zamandır elimde bir kopyası olmasına rağmen izlemeyip, bir çok nedenden dolayı sinemada seyretmek istediğim bu filmi, görmeniz için ve görmemeniz için olası beş neden sıralayarak yorumlamak istedim...


Görmeniz için olası 5 neden:

1- Filmin hikayesi, sinema tarihinin en güzel, en unutulmayacak ve en orijinal hikayelerinden biri. Bu filmi hiç sevmeyen biri bile hikayesine tek kelime edemeyecektir, eminim. Kısa bir öykünün böyle bir film haline getirilmesi fikri bile dahice.

2- Cate Blanchett filmde resmen döktürüyor. Ayrıca porselen bir bebek güzelliğinde, perdede bu görünüşüyle mutlaka izlenmeli. Büyük sinema ödüllerine bu rolüyle neden aday gösterilmediğini gerçekten çok merak ediyorum. Bir gözden kaçırmaysa çok ayıp, performansı yeterli bulunmadıysa daha da ayıp...

3- Brad Pitt ilk kez bu filmde tüm üstünlüğünü konuşturabilmiş. Oyunculuk derseniz gayet iyi, filme uygunluğu tam isabet ve gençleştiği sahnelerde görüntüsü artık haklı bir fenomen, mükemmel. Kariyerini bu kadar erken, bu kadar iyi hale getirebilmiş kaç kişi var ki, bir de aynı zamanda bu adam en yakışıklıları, daha ne yapsın. Bence ödüllere tüm adaylıkları hep isabetli.



4- Bazı filmler vardır, türünden bahsederken bir kısıtlama yapamazsınız. İzleyen herkesin mutlaka kendisi için ayırıp cebine koyduğu birşeyler olur hikayede. Güzel bir söz, bir hayat dersi, belki bir ilham, belki de bir hatıra. Kimi için aşk filmidir, kimi için dostluktur aynı film, bir başkasına sorsanız yalnızlıktır anlamı. Bu film de öyle, ne hissederseniz izlerken o. Görkemli denen filmlerden.

5- Filmi izlemek için en güzel neden ise, izlendikten sonra üzerinde tartışılacak ve hatta sanki konuşarak bile bitmeyecek kadar çok şey ortaya atması. Mutlaka ayrıntıları düşünüyor ve birileriyle konuşma ihtiyacı hissediyorsunuz. Sonrasında bıraktığı etki, filmin kendisinden çok daha büyük. Dahası fantastik konusu izlerken gerçekten çok sahici kılınmış.


Görmemeniz için olası 5 neden:


1- Film gerçekten çok uzun, hele ki kısacık bir hikayeden uyarlandığı düşünülürse çok daha uzun. 166 dakikalık süre rahatlıkla 120 dakikaya çekilebilir durumda. Filmin duygusal atmosferini ve geçişlerini bozacak kadar uzun planlar var ve izlerken konsantrasyonu bozmamak özel bir dikkat gerektiriyor.

2- Harika kariyeri ve herkesin sevdiği filmleri bir yana, Panic Room ve Zodiac'ına bile bayıldığım David Fincher ilk kez yetersiz. Kendine göre anlatmak, fazla duygu sömürüsü yapmamak istemişse tam da buna ters düşecek klişeleri çokça kullanmaktan kaçmamış; eğer ki klişeleri kullanırken kendi imajını da korumayı düşünmüşse izleyiciyi sarsacak duygusallık filmde az kalmış. İzlerken bu film James Cameron elinden geçse ne olurdu diye düşünmedim değil yani.

3- Filmde yine yönetmenden kaynaklandığını düşündüğüm hatalar var. Julia Ormond'ı perdede yeniden görmek güzel ancak kadının neden annesi hakkında bilgi sahibi olmadığı, dünyaca ünlü balelerde dans ettiği ve tanındığı halde bundan nasıl haberi olmadığı havada kalmış. Zaten anne kızın ilişkisi de filmin konusu adına çok önemliyken, hiçbir ayrıntıya değinilmemiş olması şaşırtıcı.


4- Oscar ve diğer tüm ödüllerde en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında aday olan Taraji P. Henson neden bu kadar ilgi gördü ona da şaşırdım. Queenie rolü gerçekten sevimli ve sıcak bir rol, ama aynı zamanda hiç bir özel performans gerektirmeyen de bir rol. Hustle&Flow'da bile daha ilginçti Henson'ın oyunu. Aynı dalda aday olan Viola Davis'in "Doubt" filminde iki dakikalık rolündeki çarpıcı etkisini düşününce bunu çok anlamlandıramadım ben.

5- Bir de bu kadar özgün bir senaryo, sağlam hikaye, benzersiz fırsat kendi özgünlüğünü yaratmalıydı. Forrest Gump'la neredeyse gönderme yapacak kadar benzerliklere düşmesi, tarihe tanıklık eden hikayede tarihin özel olaylarının bu kadar altının çizilmesi gereksizdi. Sanırım David Fincher bu filme özel bir dil bulamamış, en büyük çıkarımım bu. Bulabilseymiş bu film şimdiye kadar izlediğim en iyi on filmden biri ya da izlediğim en güzel aşk filmlerinden biri de olabilirmiş.


Not: Kendi adıma filmin en önemli iki sahnesinin görüntüleriyle yorumumu tamamlıyorum. İzledikten sonra arkadaşlarımla en çok bu sahneler hakkında konuşup, tartıştık...




8 yorum:

her boku bilen adam dedi ki...

film hakkında ben de bir şeyler yazacaktım ne zamandır,ama bu saatten sonra yazmam herhalde.
gayet iyi açıklamışsın çünkü filmin artılarını eksilerini.ben de o zaman katılıp katılmadıgım noktaları maddeler halinde belirteyim..aman belirteyim.hiç eksik kalmayayım..

*filmin hikayesi tam bir hazine dediğin gibi ve bu hazineyi "işte bu ya" dedirtecek kadar kullanamamış david fincher.10 üzerinden 8'lik bir film olmuş ama bu film 10 üzerinden 8 9 ya da 10'luk bir film olurdu bu hikaye ve senaryoyla.yani Fincher rahatça 3 4 atacağı maçta 1-0 a razı olmuş sanki.

*Cate Blanchett eleştirimi Golden Globe sonrası yapmıştım,orda aday göstermemişlerdi belki Oscar'da yaparlar demişti ama orda da gelmedi.ben şaşkınım bu duruma açıkçası.Özellikle 3 farklı dönemini yansıtması oynadıgı karakterin çok başarılıydı.Sanırım Kate Winslett yılı bu sene,onu da arada kaynatmak istemediler.

*Brad Pitt için bir erkek olarak ne söyleyebiliriz ki.bir insan bu kadar karizmatik bu kadar yakışıklı bir de bu kadar yetenekli ise bu işte bir adalsetsizlik var demektir.Makyajın ardına saklanmadan harika bir oyunculuk.Keşke Mickey Rourke "the Wrestler" ile bu sene dönmeseydi.

*Fincher çok güzel ayrıntılar serpiştirmiş ortaya.Örnek vermek gerekirse "Beni 7 kez yıldırım çarptıgını anlatmış mıydım" diyen amca ve trafik kazasını anlatış biçimi gerçekten muazzam.

*Filmin uzunlugu eleştirine katılmıyorum.Bende mi bir aykırı durum var bilmiyorum ama 3 saatin nasıl geçtiğini anlamadım.

*Julia Ormond'un oynadıgı karakter annesine "dans ettiğini bilmiyordum" diyor ama Benjamin tıfıl haliyle annesinin dans okulunu ziyaret ettiğinde kızının ergen haliyle karşılaşıyor.Yani dans okulu varken Julia Ormond'un oynadıgın karakter gayet de hatırlyacak yaşta.Böyle bir hatayı nasıl yapmışlar anlayamadım.

*Panic Room eyvallah da Zodiac'ına bile bayıldıgım cümlesini yakıştıramadım.Zodiac harika bir filmdir.bile kullanmayalım lütfen :)

*Taraji P. Henson bu filmle Oscar'a aday gösteriliyorsa Demet Akbağ "o... çocukları" ile Oscar,Bafta,Nobel kazanmalı Uefa Kupası'nı kaldırıp ALL-Star'da smaç şampiyonu olmalı.
Tamam eyvallah iyi oyuncu olabilir de,Oscar'a götürecek kadar iddialı bir rol değil ki bu yaptıgı.Ayrıca yaşlılık hallerinde de gayet başarısız bence.

*Okudugum bir kaç eleştiride filmin dönemin siyasi olaylarına pek müdahele etmediği ve suya sabuna dokunmadıgı yazıyordu.Onlara getirdiğim eleştiri ise filmin dönmin siyasi olaylarına müdahele etmesinin gerekmediği ve Benjamişn Button gibi bir karakterin yaşamak zorunda oldugu bu zorlu durumda sadece onun hayatına konsantre olunmasının en dogurus oldugunu söylemiştim.
Zira adam zaten bir lanetle doğmuş,bir de bize buhran döneminin zorluklarından mı bahsedecekti.Ki film tarihi olaylara da değiniyor.
Ama yazını okuduktan sonra ben de onun bile fazla oldugunu düşünüyorum.Sadece bir hayata konsantre olunmalıydı.Az da olsa yaptıgı iki üç gönderme bile Forrest Gump'ı andırıyor bu yüzden evet.

Genel olarak yukarıda da bahsettiğim gibi bu film 10'luk bir başyapıt olabilecekken 8lik bir iyi film olarak kalmış.
Ben filmi çok sevdim ama daha da iyi olabilecegini farkındayım.Bana göre filmin en büyük hatası sadece Fincher'ın çekmiş olması.Bunu yönetmenn yetersizliği için söylemiyorum.Tam aksine en sevdiğim yönetmendir Fİncher.Ama ayrıntılarda gösterdiği önemi filmin bütününe yayaymamış.Bunun sebebi de hikayenin Fincher'ın anlatmakta başarılı olabilecegi türde bir hikaye olmayışı.
Bence David Fincher ve ortak başka bir yönetmen çekmeliydi filmi.James Cameron buna güzel bir örnek mesela.O olmasa da mesela Danimarkalı "Reconstruciton" ile tanıdıgımız Christoffer Boe gibi bir yönetmenle ortak yapabilirlerdi bu işi.

Son sözüm de sana Popüler Yorum,gayet harika bir film yazısı olmuş.Yazıyı okudukça iyi ki yazmamışım dedim bu filmi.
O kadar sade ve dolu anlatmışsın ki..
Bazen benim gibi upuzun cümleler kurmak yerine kısa kısa maddeler bile bir filmi gayet güzel anlatabiliyor.
Tekrar hoşgeldin diyor ve mikrofonu dizi günlükleri'ne bırakıyorum..

dizigunlukleri dedi ki...

-Cate Blanchett mükemmeldi filmde, neden adaylıkları yok ben de anlamadım. Filmde ne kadar güzel ve gençti ya. Brad Pitt'le kimyası da çok iyi tutmuş. Brad Pitt'le hele her oyuncunun kimyası tutmaz (bkz. Julia Roberts'lı The Mexican)

-Brad Pitt bu rolüyle bu sene Oscar alamazsa hayatı boyunca bu ödülü alamaz.

-Film gerçekten uzun, senin dediğin gibi 120 dakiya sığdırılabilirmiş ama beni o kadar çok rahatsız etmedi. Belki de yönetmen yaşlılık ve gençlik süreceini bu ağır tempoyla vermek istedi. Gerçi orijinal hikaya 50-60 sayfaydı. Yazar bu süreci verebildiyse bu kadar sayfada, yönetmen hayli hayli verirmiş:)

-Bu film David Fincher izi taşımıyor. Onun karakteristik özellikleri yok filmde. Belki de Zodiac'tan sonra tarzında değişiklikler yaşadı. ( Ahh Zodiac seni hiç sevemedim, David Fincher'a bir lekesin sen :)

-Julia Ormond ve annesi hakkında çok haklısın. Neden birbirlerine bu kadar uzaklar ve birbirlerinden habersizler tam bir muammaydı. Bir de o sahnelerde Kızarmış Yeşil Domatesler tadı aldım biraz:)

-Taraji P. Henson konusunda sana katılıyorum. Bu sene herkesi en iyi yardımcı kadın oyuncu adayı yapmışlar:) Viola Davis çok iyi ama, onun hakkını yiyemem:)

-Forest Gump ve bu film arasındaki benzerliklerde haklısın. Benzerliklerle ilgili bir video izlemiştim ama linkini bulamadığım için buraya koyamadım.

-İkinci fotoğrafın sahnesi düylerimi diken diken etmişti. Hiçbir filmden alamadığım tadı verdi bana. Bu filmdeki, özellikle son sahnelerdeki aşk ve sevgi çok farklıydı. Belki de bu yüzden sevdim bu filmi.

Çok güzel bir yazıydı. Yazmayı bırakma sen:)

Esra Çakan dedi ki...

İzlemediğim filmler hakkında yapılan yorumlara pek kulak asmamayı tercih etsem de bu analiz cok da isime yaradı, hem izlemek için hem de izlememek için 5 sebep verip de nötrlediğinizden ötürü tesekkürler, filmi izlemek için sabırsızlandım.

Popüler Yorum dedi ki...

ne güzel yorumlar buldum çok teşekkür ederim öncelikle,

sevgili hbba,
bence de eksik kalmamalısın, senin her kelimeni önemsiyorum her konuda. yorumun bu film hakkında bir blog yazısı zaten.

mickey rourke faktörü brad pitt'i gölgede bırakabilir evet. ama brad pitt çok gönülden oynamış, filmin ruhunu da iyi kavramış dimi...

zodiac çok yakıştırılmadı ya Fincher'a (bknz: dizi günlükleri:) çevremdeki insanlar da sevemediler o filmi, bense hayran kaldım anlatış biçimine. o yüzden bile kelimesini kullandım yani:)

Taraji P. Henson konusunda aynı fikirde olacağımızı resmen hissettim:)

yazıyı beğenmene ayrı sevindim, güzel sözlerine de ayrı teşekkür ettim, senin yorumlarınla daha anlamlı oluyor yazdıklarım... ve söz dizigünlüklerinde demişsin ya harbiden ikinize yazıyorum gibi bi durum var ama hiç şikayetçi değilim, sadece ikiniz için de yazmaktan zevk duyarım. "anlamak" ve "anlaşılmak" hazzı bana sayenizde çok güzel hissettiriyor:)

sevgili Esra,
okuduğun için ve şık yorumun için de çok sağol. yazdığım birkaç cümleyle filmi daha çok merak etmen bana söyleyebileceğin en güzel şeylerden biriydi inan...

sevgili dizigünlükleri,

Brad Pitt'in kimyası gerçekten çok zordur ve katılıyorum bu yorumuna, tutmuştur:)
Ama Oscar adaylıkları bu performansla devam edecektir sanırım başka filmleriyle de..

zodiac'ı sen de sevmemişsin bak, neden sevmiyorsunuz ya, çok özel bir anlatımdı ve belirsizliği izleyiciyi ne kadar yakalayarak ilerliyordu:))

"kızarmış yeşil domatesler" dedin ya, biliyosun en sevdiğim film olduğunu:) ben olsam jüri ona 6 oscar verirdim yani:)

Forrest Gump benzerliği hakkında bugün bir yazı okudum, meğer hikayeleri senaryoya uyarlayan aynı adammış, Eric Roth... ayrıca Roth başka önemli fimlerin de senaryo yazarıymış, çok sevdiğim "The Horse Whisperer" da dahil... ( o ne güzel bir terk sahnesiydi yahu)

siz okumayı bırakmazsanız ben yazmayı bırakır mıyım hiç:)

çok sağol yorumuna:)

her boku bilen adam dedi ki...

http://herbokubilenadam.blogspot.com/2008/12/hayata-tersten-balamak.html

işte Her Boku Bilen Adam'ı yeterince dinlemezseniz böyle aylar sonra dediğime gelirsiniz.
Ben aylar önce demişim Forrest Gump'ın senaryosunu yazan adam yazıyor diye :)

bu arada bu yazıyı ben de unutmuşum.az once farkettim :)

evvelzamanicinde dedi ki...

merhaba, şu aralar pek bir popüler olan bu filmi, ABD'de vizyona girmeden izlemiştim. Hakkında hiçbir yorum okuyamamıştım dolayısıyla.
Şimdi nereye baksam Benjamin Button :-)
Filmi izlediğimde herkes gibi öncelikle konusu enteresan geldi bana da. Makyaj ve diğer işlemlerle Brad Pitt'in girdiği şekiller de gözardı edilemeyecek derecede başarılı.
Ama film gerçekten fazla uzun.
O nedenle oyum Slumdog Millionaire'e :-)

Filmi güzel yorumlamışsınız, kaleminize sağlık.

iyi seyirler...

dizigunlukleri dedi ki...

hbba,

Çok güldüm ya, ileriyi gören bir adamsın sen:) mikrofunu bana uzattığını görmeden yazmıştım yorumu, ikimiz de madde madde yazmışız :)

Popüler Yorum,

Seni kimse okumasın, biz okuyalım sadece :)

Popüler Yorum dedi ki...

hbba,

seni de yeterince dinlemiyosam var ya, ben kimseyi duymuyorum yani:)büyüksün vesselam:)

dizigünlükleri,

ne güzel ya desteğin, şımartıyorsun beni kuzum:)

evvelzamaniçinde,

çok teşekkür ederim okuma inceliği gösterdiğin için. benzer fikirlerde olduğumuza sevindim ayrıca...
sağol:)