23 Şubat 2009 Pazartesi

Oscar Töreni Sonrası İlk Yorumlar Ve Ödüllerde İngiliz Zaferi



Bu yıl ""Kırmızı Halı" geçişleri çok renkli ve şaşalı oldu denilemez. Ne çok özel kıyafetler, ne de çok şık mücevherler göremedik. Zaten törene katılacak yıldızlardan özellikle elmas takmamaları rica edilmişti. Hatta Amy Adams'ın halıda çok eleştirilere maruz kalan gerdanlığı da sanki ünlülerin bu ricayı kırmadığının en şatafatlı göstergesiydi. Virginia Madsen'in şık kırmızı kıyafeti gecenin ilk güzel görüntüsüydü ve ardından Natalie Portman, Sarah Jessica Parker, Queen Latifah, Anne Hathaway, Kate Winslet, Meryl Streep gibi diğer şık oyuncuların geçişlerini izledik. Teenage oyunculara sorulan "bu gece kimleri görmek sizi heyecanlandırıyor" sorusuna cevap ortaktı, Brad-Angelina çifti. Geri kalan herkesin cevabı da zaten aynıydı: Meryl Streep... Hatta en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülü adayı Taraji P. Henson bu ödüle aday olmasının en güzel yanını şu cümleyle açıkladı: "Adaylığım sayesinde Meryl Streep artık benim kim olduğumu biliyor, bu inanılmaz..."







Geleneksel tören salonu Kodak Theatre'ın sahnesi bu sene gerçekten muhteşemdi. Birbirinin benzeri dekorlarla uzun yıllardır bir farklılığa imza atamayan bu sahne bu yıl göz kamaştırıcı bir şekilde tasarlanmıştı. Töreni sunmasına karar verilen ismin bu yıl Hugh Jackman olduğu açıklandığında pek sevinmemiştim ancak açılışta yaptığı harika şov, Billy Crystal sunumlarından bu yana yapılan en güzel ve eğlenceli şov oldu. Şarkı söyleyip aynı zamanda dans da eden hatta bir ara Anne Hathaway'i kucaklayıp sahnede şovuna dahil eden Hugh Jackman'ın kariyerinde en yetenekli oyunu buydu diyebilirim:) Zaten ilk kez bir açılış şovu ayakta alkışlandı.


Filmlerin oyuncu seçiminden, senaryo çalışmalarına ve sonrasına uzanan tüm aşamalarının canlandırıldığı orijinal sunum konsepti töreni bu yıl daha sanatsal kılmıştı. Ödül sıralamaları da konsepte bağlı olarak bu yıl değişikliğe uğramıştı. İlk verilen ödül en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülüydü ve kazananı açıklamak için aynı ödülü daha önce kazanmış beş ünlü oyuncu sahneye gelerek her bir aday hakkında yorumlarda bulundu. Whoopi Goldberg'in Amy Adams'ı takdim ederken, "Sister Act" serisinde oynadığı role atfen"rahibe olmak kolay bir iş değildir" esprisi herkesi eğlendirdi. Kazanan beklenildiği gibi Penelope Cruz oldu. Steve Martin ve Tina Fey'in birlikte sundukları senaryo ödüllerinde, en iyi senaryo ödülü hak ettiği gibi "Milk" adlı filme gitti. Dustin Lance Black'in kazandığı açıklandığında Sean Penn'in yüz ifadesi görülmeye değerdi, ağlamamak için kendini sıkarak alkışına devam etti. Uyarlama senaryo ödülünü de büyük çekişme sonrasında Slumdog Millionarie kazandı. Geçen sene izlediğim en iyi filmlerden biri olan Wall-E'nin en iyi animasyon ödülü alması törenin bir diğer beklenen ödülüydü.










Jack Black ve Jennifer Aniston umarım beraber bir filmde oynamazlar, çünkü birlikte sunum yaptıkları anlarda daha önce bu kadar kötü bir ikili daha izlemediğime karar verdim. Sıra en iyi sanat yönetimi ödülüne geldiğinde Benjamin Button'ın ilk ödülü de gelmiş oldu. Yine bir favorinin kazandığı bir diğer ödül "The Duchess" adlı keira Knightly filminin oldu, tam bir dönem filmiydi ve en iyi kostüm ödülünü en baştan garantilemişti. En iyi makyaj ödülü de yine tahmin edildiği üzere Benjamin Button filmine verildi.


Hugh Jackman'ın yine danslı, yine müzikal, yine harika şovu ikinci kez sahneye geldiğinde bu kez konuğu Beyonce oldu ve birlikte Singing In The Rain, Grease, Chicago, Moulin Rouge! , Dreamgirls, Evita, Mamma Mia! gibi müzikallerin şarkılarıyla harika bir gösteri gerçekleştirdiler. Zac Efron, Vanessa Hudgens, Amanda Seyfried ve Dominic Cooper gibi genç yıldızların da katılımıyla sahnedeki gösteri tam bir Broadway şovuna dönüştü. Şovun hemen ardından en iyi yardımcı erkek oyuncu adayları yine eski kazananlar tarafından takdim edildi. Kazanan, adaylar açıklandığından beri ödülü alacağına kesin gözüyle bakılan Heath Ledger oldu. Ödülü Ledger adına ailesi kabul etti ve konuşmalarında ödülü oyuncunun kızı Mathilda'ya adadıklarını söylediler. Bu ödül sırasında herkes çok duygulandı ve ekrana salondan buruk görüntüler yansıdı.











Teknik ödüllerin adaylarını Will Smith açıkladı. Görsel efekt ödülü Benjamin Button'a verilirken, en iyi ses ödülünün sahibi de The Dark Knight adlı film oldu. Ses miksajı ve kurgu ödülllerini de Slumdog Millionaire kazandı. Efsane komedyen Jerry Lewis başarı ödülünü kendisini ustamız diye takdim eden Eddie Murphy'nin elinden aldı.


En iyi film müziği ödülü Bollywood farkıyla Slumdog Millionaire'e giderken, en iyi şarkı Oscar'ını da aynı farkla Slumdog Millionaire'den "Jai Ho" adlı şarkı kazandı. En iyi şarkı kategorisinde bu yıl bu kadar az aday olması da ilginçti ve bu sakinlik Slumdog Millionaire'in daha çok Oscar'lı bir film olmasına yaradı. En iyi yabancı film ödülünde bir sürpriz oldu ve İsrail'in en büyük aday gösterildiği ödül Japonya'dan "Okuribito" (Departures) adlı filme gitti.


Geriye kalan ödüller en önemli kategorilerdi. İlki olan en iyi yönetmen ödülü, hiç bir sürprize yer bırakmadan Danny Boyle'un oldu. En iyi kadın oyuncu ödülünü vermek üzere sahneye Shirley MacLaine, Marion Cotillard, Halle Berry, Sophia Loren ve Nicole Kidman geldiler; adaylar hakkında övgü dolu yorumlar yaptılar. Sophia Loren'in Meryl Streep hakkındaki konuşması birkaç kez ara alkış alarak kesildi ve tüm salon söylenenlere coşkuyla karşılık verdi. Oscar ödülünü tabi ki Kate Winslet kucakladı. Bence oynadığı film "The Reader" da ister seçilsin ister seçilmesin geçen yılın en iyi filmiydi. Winslet teşekkür konuşmasında oldukça heyecanlıydı, Angelina Jolie ile söylendiği gibi bir problemi olmadığını da tepkilerden anlamış olduk. Ayrıca gecenin yıldızı olan Meryl Streep'e de takılmadan duramadı. "Onunla birlikte aday olmak, hepimiz için bir şans" diyerek sevgisini de göstermiş oldu.





En iyi erkek oyuncu ödülünü verecek olan yıldızlar da gerçekten büyük isimlerdi. Michael Douglas, Robert DeNiro, Adrien Brody, Anthony Hopkins ve Ben Kingsley adaylar hakkında uzunca yorumlar yaptılar ve ödül açıklandığında tüm salon ayağa kalktı. Sean Penn kazanan isimdi ve Mickey Rourke'un garanti diye bahsedilen ödülünün sahibi oldu. Canlandırdığı Harvey Milk karakteriyle aldığı ödül sonrasında eşcinsellere eşit haklar tanınması gerektiğinden bahsederken salondaki tüm yıldızların alkışla desteğini aldı.



Son olarak en iyi film ödülünün sahibi de geceden zaferle ayrılan "Slumdog Millionaire" oldu. Kalabalık bir şekilde, tüm oyuncularıyla sahneye çıkan ekibin teşekkürünün ardından tören Hugh Jackman'ın kapanış konuşmasıyla sona erdi. Her zamankinden daha kısa süren ödül töreninde zafer bu yıl İngiliz'lerin oldu. Benjamin Button filmi de sekiz ödül birden kazanan Slumdog Millionaire'in gölgesinde kalarak sadece üç ödülle törenden ayrıldı.


Sonuçta sekiz ödül Slumdog Millionaire için fazla, üç ödül de Benjamin Button için azdı. Kate Winslet uzun zamandır hak ettiği ödülünü çok iyi bir performansla elde etti, Sean Penn de beşinci adaylığında önceki ödülünden de fazla hak ettiği ikinci bir ödüle kavuşmuş oldu.




4 yorum:

orcun eray dedi ki...

Öncelikle çok güzel bi yazı olmuş Popüler Yorum tebrik ederim :)

Benim yorumuma gelince; genel olarak beklendiği gibi bir Oscar Töreni izledik klasik olarak. Her zaman ki gibi önceden adı öne çıkan filmler ve kişiler aldı ödülleri. Her ne kadar Mickey Rouke'un almasına kesin gözüyle bakılsada Sean Penn gibi usta bir oyunucunun ödülü seninde dediğin gibi hakederek almasına kimsenin şaşırdığını sanmıyorum. Film konusunda her ne kadar akademiye katılsamda en iyi yönetmen dalında gönlüm David Fincher'dan yanaydı. Tabi bunun en büyük sebebi kendisine duyduğum büyük hayranlıkta olabilir bende :) Ayrıca beklendiği gibi Heath Ledger'a gelen ödül beni çok memnun etti. Keşke zamanlamasıda anlamı kadar güzel olsaydı. Törene gelince son zamanların en hızlı fakat Hugh Jackman sayesinde en eğlenceli şovlarından birini izledik. Ayrıca en iyi aktör ve aktrist ödülleri verilirken daha önce oscar almış usta oynucuları tekrar sahnede görmekte büyük zevkti. Sonuçta 81. Akademi Ödülleri beni daha önceki bir çok Oscar faciasından daha çok tatmin etti diyebilirim...

dizigunlukleri dedi ki...

Popüler Yorum,

Yine nefis gözlemlerinle Oscar'ın ardından damganı vurdun:)

Hugh Jackman yorumlarına katılıyorum. Bu adam sahnede olduğu gibi filmlerinde de parlasa neler olur neler yani. Sahne ışığı mükemmeldi. Nasıl güzel bir açılış yapıldı öyle ya.

Hele müzikal kısmını ağzım açık izledim. Sahne ve şarkı geçişleri, koreografi, danslar muhteşemdi. Müzikal aşığı biri olarak "Musical is Back" diyorum ben de :)

Popüler Yorum dedi ki...

sevgili orçun,

çok sağol öncelikle, sean penn'e ben de sevindim, çünkü mickey rourke'un kazanacağına resmen şartlandırıldık, ilk kez bu sene böyle bir baskı gördüm ben bu kategoride, sanırım bu kadar sürprizsiz davranmak istemedi akademi, kaldı ki sean penn'in oyunuyla kıyaslandığında zaten öncelikli bir adaylık değildi rourke'unki...

töreni izlerken bir ara en iyi film ve yönetmen iki ayrı filme gidecek gibi geldiyse de fincher için bu film bir prestij olarak kaldı gerçekten. hatta yine ve yeni bir prestij.

ben de törene ve sunumuna bayıldım, hele bir milyon dolar olduğu söylenen sahnenin perdesine:)

söylediğin gibi tören beni de bu yıl çok tatmin etti:)


dizi günlükleri,

bizi bu blogda aynı adam sanan da vardır buna da eminim:) çok sağol ilgin için, damga vurmak istedim bu yazıyla ama izlerken Amerikalı sunucularla pek aynı görüşte olamadım. bi de nurgül yeşilçay konuktu canlı yayında her zamanki ağalık, babalık tavrıyla:) tam yukarıda fotoğrafı olan kırmızı elbisesiyle virginia madsen'ı görüp çok beğendiğimde nurgül'ün canlı yayındaki yorumu, "her tarafı pörtlemiş" oldu. iyi ki bi kurdeleli ayakkabıyı cannes'da doladılar ayağına, oldu moda editörü:)lütfen diğer törenleri yekta kopan ve ekibi değil başkaları sunsun artık, hatta eskisi gibi başka kanallar, ne zayıf ne eğlencesiz adamlar bunlar ya...

sinirlendim ve içimi döktüm sana kusura bakma:) ayrıca tam sinirlenmişken "müzikal aşığı" olan benim, lütfen yani:)

teşekkürler yorumlarınıza:)

dizigunlukleri dedi ki...

Popüler Yorum,

Bizi aynı adam zannetmiyorlardır, sanmıyorum. Ben senin eline su bile dökemem :)

Nurgül Yeşilçay zaten hep bu kıraathane güzeli havasından kaybediyor. Bu Erkek Fatma halleri, dobrayım heşeyi söylerim, istediğim şeyi yaparım, yersen tutumları. Kızımızın bir leydilik kursuna gidip yeniden tornalatması lazım kendini. Haaa unutmadan bir de bir diksiyon kursuna gitse de alnından öpsem kızın. Tamam oyunculuğu güzel, ama o geliştiremediği kazma sesiyle çok şey kaybedecek, tek rölün oyuncusu olacak yakında. Diyafram Nurgülüm, diyafram! (Sanki çok anlarmışım gibi:) )